Yeni Bir Dil Öğrendiğinizde Yaşayacağınız 5 Muazzam Değişim

Yeni bir karaktere sahip olursunuz

Her dilin kendi karakteri ve özellikleri vardır. Bu özellikler siz isteseniz de istemeseniz de siz o dili öğrenirken hayatınıza girer ve sizde yeni bir karakter oluşturur. Yapılan araştırmalarda, anadili İngilizce olmayan bireyler, kendi dillerinde kibarlık derecesine fazla dikkat etmezken İngilizce konuşmaya başladıklarında daha kibar, dışa dönük ve özgür bir şekilde konuştuklarını ifade etmişlerdir. Bu kişilerin kendi dillerinde de “pardon”, “affedersiniz”, “özür dilerim”, “lütfen” gibi ifadeler olmasına rağmen, İngilizce konuştuklarında bu ifadeleri daha sık kullanmaya başladıkları gözlemlenmiştir.

 

"To have another language is to possess a second soul." - Charlemagne

Saygınlık kazanırsınız

Bir dilde uzmanlaştığınız zaman, çevrenizdeki insanların size olan tavırlarının değiştiğini fark edeceksiniz. İnsanların size sırf dil bildiğiniz için daha farklı bir gözle baktıklarını ve size gösterdikleri saygının arttığını göreceksiniz. Bu durum sadece çevrenizdeki kişiler tarafından değil, aynı zamanda anadili İngilizce olan birisi ile konuştuğunuzda da geçerlidir. Tabii ki İngilizceniz mükemmel olmadığında da bu kişilerden saygı göreceksiniz ama “sociolinguistics” alanında yapılan araştırmalara göre, bir dilde belli bir uzmanlık seviyesine ulaşmak, o dilin kullanıcıları tarafından daha fazla ciddiye alınmanızı ve söylediklerinizin karşı tarafta daha fazla etki bırakmasını sağlamaktadır.

 

"If you talk to a man in a language he understands, that goes to his head. If you talk to him in his own language, that goes to his heart." - Nelson Mandela

Dünyaya bakış açınız değişir

Yeni bir dilde belli bir seviyeye geldiğiniz zaman artık objelere, kişilere ve eylemlere farklı bir açıdan bakmaya başlıyorsunuz. Yine “sociolinguistics” alanında yapılan bir araştırma, sadece Almanca bilen bireylerle hem Almanca hem de İngilizce bilen bireylerin eylemlere bakış açısının farklı olduğunu göstermiştir. Bu bireylere aynı eylemler izletilmiş ve sadece Almanca bilen bireyler bu eylemleri “Kadın arabasına doğru yürüyor” ve “Adam süpermarkete doğru bisiklet sürüyor” gibi değerlendirirken hem Almanca hem de İngilizce bilen bireyler “Kadın yürüyor” ve “Adam bisiklet sürüyor” şeklinde değerlendirmişlerdir.

Eskimo dilinde kar ve türevlerine verilen yaklaşık 50 farklı kelime olmasını da başka bir örnek olarak verebiliriz. Muhtemelen bu dile ihtiyaç duyup öğrenmeyeceksiniz ama öğrendiğinizi varsayarsak, artık kar yağdığında veya herhangi bir yerde kar tanesi gördüğünüzde artık o sizin için basit bir kar tanesi olamayacaktır.

 

"Learning another language is not only learning different words for the same things, but learning another way to think about things." - Flora Lewis

Zihinsel hastalıklara daha dirençli bir hale gelirsiniz

“Neurolinguistics” alanında yapılan araştırmalar yeni bir dil öğrenmenin zihinsel yetkinlikleri geliştirdiğini ve Alzheimer gibi hastalıkları engellediğini göstermektedir. Yeni bir dil öğrenirken beyin yeni sinaptik bağlantılar kurmakta ve bu bağlantılar sayesinde Alzheimer gibi hafıza kaybına sebep olan hastalıklara direnç kazanmaktadır. Yeni bir dil öğrenmek sadece bu tarz hastalıklara direnç kazandırmakla kalmayıp aynı zamanda sizi daha zeki ve yeni bilgileri daha hızlı ve kalıcı olarak öğrenen birisi haline getirmektedir. Çünkü beyin yeni bir dil öğrenirken, mevcut olan bütün hafıza türlerini kullanmakta ve bilgiyi saklamak için yeni yollar geliştirmektedir.

 

A foreign language is like a frail, delicate muscle. If you do not use it, it weakens. – Jhumpa Lahiri

Yeni kültürlere ve değişimlere kapı açarsınız

Her dil konuşulduğu toplum tarafından şekillenir. Mesela Türk kültüründe büyüklerin elini öpüp başımıza koyarak onlara gösterdiğimiz saygı ve sevgiyi, sinirlendiğimizde bir eşyayı alıp üzerine basarak çiğnememiz ona olan sinirimizi gösterir. Yani kültürümüzde “baş” yüceltme, değer verme, “ayak” ise aşağılama, değersizlik gibi olguları ifade etmek için kullanılır ve bu dilimize de yansımaktadır. Örneğin “başımın üstünde yerin var” ve “emrin başım üstüne” gibi ifadeler değer ifade ederken, “eski ayaklar baş oldu”, “alırım seni ayağımın altına” gibi söylemlerse negatif anlamlar barındırmaktadır.

Mesela İspanya’da bir restorana gittiğinizde, İspanyolca olarak “bir fincan kahve alabilir miyim?” dediğiniz zaman, muhtemelen garson zihninde “acaba gerçekten alabilir mi?” diye düşünecektir. Çünkü İspanyollar sipariş verirken “bir fincan kahve istiyorum” veya “bana bir fincan kahve getir” şeklinde ifadeler kullanmaktadır. Bu ifadeler farklı kültürlerde yetişmiş bazı kişiler tarafından kaba olarak değerlendirilse de o kültürde son derece normaldir. Doğal olarak İspanyolca öğrenen birisi de bu ayrımı ilk başta biraz garipseyecek ama kısa bir süre sonra bunu kabul ederek yeni bir kültürel farklılık öğrenmiş olacaktır.

 

To learn a language is to have one more window from which to look at the world. – Chinese Proverb

 

Tayfun DAL
Director of Studies
English Time Language Schools
and Overseas Education

Yorum yapın